Odeabank Finansal Karbon Muhasebesinde Küresel İş Birliği PCAF’e imza attı
Diyabet Hastalarına 5 Kritik Oruç Uyarısı
27.02.2026 - Cuma 09:20
Ramazan ayında diyabet hastalarının en sık sorduğu soru “Oruç tutabilir miyim?” oluyor. Diyabet; kan şekeri dalgalanmalarına bağlı olarak hipoglisemi, hiperglisemi ve diyabetik koma gibi ciddi riskler barındırabilen kronik bir hastalık olduğu için oruç kararı kişiye özel tıbbi değerlendirme gerektiriyor. Bazı hasta gruplarında riskler hayati boyuta ulaşabiliyorken uygun hastalarda, doğru planlama ve düzenli takip ile oruç süreci güvenli bir şekilde yürütülebiliyor. Memorial Göztepe Hastanesi İç Hastalıkları Bölümü’nden Prof. Dr. Serap Yavuzer, Ramazan ayında oruç tutmak isteyen diyabet hastalarının dikkat etmesi gereken önemli noktalar hakkında bilgi verdi.
1️. Oruç kararı doktor kontrolüyle verilmeli
Her diyabet hastası, takip edildiği hekimin mevcut durumunu değerlendirerek onay vermesi ve daha önemlisi güvenli oruç tutma sorumluluğunu alacak şekilde eğitim alması koşuluyla oruç tutabilir. Bu karar mutlaka kişinin durumu değerlendirilerek özel olarak verilmelidir. Kişi sağlıklı bir şekilde oruç tutmak istiyorsa öncelikle doktoruna başvurmalıdır. Yaş, diyabet tipi, ek hastalıklar, kullanılan tüm ilaçlar, hastalığın kontrol düzeyi ve hatta hastanın yaşam koşulları birlikte değerlendirilmelidir. Kontrolsüz diyabeti olan, HbA1c değeri 9’un üzerinde seyreden, sık hipoglisemi yaşayan veya yakın zamanda diyabet koması geçiren hastalar yüksek risk grubunda kabul edilir ve bu hastaların genellikle oruç tutması önerilmez.
2️. Kan şekerinin kritik sınırları aşmamasına dikkat edilmeli
Kan şekerinin 70 mg/dl’nin altına düşmesi ya da 300 mg/dl’nin üzerine çıkması diyabet hastaları açısından ciddi risk oluşturur. Bu nedenle oruç sürecinde kan şekeri değerlerinin güvenli aralıkta seyretmesine özellikle dikkat edilmelidir. Hipoglisemi; titreme, soğuk terleme, çarpıntı, bulanık görme, konuşma bozukluğu ve bilinç kaybı gibi belirtilerle kendini gösterebilir. Bu tür şikayetlerin ciddiye alınması ve kan şekeri takibinin ihmal edilmemesi gerekir. Kan şekeri ölçümü gün içinde ihtiyaç duyulan her an ölçüm yapılması, olası risklerin erken fark edilmesi açısından önem taşır.
3️. İlaç ve insülin dozları yeniden planlanmalı
Oruç tutmayı planlayan diyabet hastalarında ilaç saatleri iftar ve sahura göre yeniden düzenlenmelidir. İnsülin kullanan hastalarda özellikle sahur dozu hipoglisemi riskine karşı azaltılabilir, iftar dozu ise alınan kaloriye göre ayarlanmalıdır. Doz ayarlaması yapmadan oruç tutmak ciddi risk oluşturabileceği için dikkat edilmelidir.
4️. Sahurda protein, iftarda dengeli karbonhidrat
Sahur, uzun açlık sürecine geçiş öğünü olduğu için içeriği büyük önem taşır. Böbrek fonksiyonları uygunsa; süt, yoğurt, kefir ve peynir gibi süt ürünleri, yumurta, az tuzlu zeytin, tavuk gibi protein açısından zengin besinler tercih edilmelidir. Bu öğüne domates ve salatalık gibi lif oranı yüksek sebzeler ile gereğinde tam tahıllar eklenebilir. Protein içeren besinler midede daha uzun süre kaldığı için tokluk süresini uzatır ve hipoglisemi riskini azaltmaya yardımcı olur.
İftarda ise uzun süren açlık sonrası hızlı ve aşırı karbonhidrat tüketimi kan şekerinin ani yükselmesine neden olabilir. Pide, hamur işleri, pirinç pilavı ve şerbetli tatlılar sınırlandırılmalıdır. İftara çorbayla başlamak hem sıvı ihtiyacını karşılamaya yardımcı olur hem de daha kontrollü bir geçiş sağlar. Sebze ve zeytinyağlı yemeklere ağırlık verilmesi, kuru fasulye, nohut, mercimek ve bulgur pilavı gibi glisemik indeksi düşük besinlerin tercih edilmesi gün içindeki kan şekeri dengesine katkı sağlar. Büyük porsiyonlar yerine daha küçük ve dengeli öğünler önerilir. Tatlı tüketilecekse küçük porsiyonlu sütlü tatlılar tercih edilmelidir.
5️. İftardan sahura kadar sıvı ihtiyacını sağlanmalı
Diyabetli hastada gün içi su ve sıvı alımının azalması ile oluşan sıvı açığı kan şekerinde dengesizlik yaratabilir. Sıvı açığı hipoglisemi, hiperglisemi ve ketoasidoz dahil tüm diyabetik komaların gelişimi için risk oluşturabilir. Bu nedenle iftara bol su ile başlamak, iki ana öğün ve aralarda yeterince su ve şekersiz içecekler ile vücudun sıvı dengesini düzenlemek gerekir. Ayrıca kahve ve çay gibi idrar söktürücü etki ile sıvı kaybını arttıran ve şeker ilave edilmiş meyve suyu, komposto, şurup gibi kan şekerini hızlıca arttıran içecekler en aza indirilmelidir.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Menemen tarihi 2 cilt kitap oldu
İBB Şehir Tiyatroları Mart Ayında 40 Oyunu Seyirciyle Buluşturuyor
Konya Büyükşehir’in Siyer Sergisi Ramazan Ayında Peygamber Aşıklarıyla Dolup Taşıyor
Uluslararası Narkotik Kontrol Kurulu (INCB) 2025 Raporu açıklandı
Şekerbank’tan KOBİ ve işletmelere özel Ramazan kampanyası
Odeabank Finansal Karbon Muhasebesinde Küresel İş Birliği PCAF’e imza attı
Kadıköy Belediyesi’nden 8 Mart Etkinlikleri
Çeşme, ITB Berlin 2026’da dünyaya tanıtılacak
Osmangazi Belediyesi’nden Düşünce Dünyasına Işık Tutan Söyleşi