Erkeklik kanıtlanması gereken bir şey değil!

24.01.2026 - Cumartesi 07:46

Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog Cumali Aydın, ‘performatif erkeklik’ kavramı üzerinden erkeklerin benlik değerini başarı ve güçle tanımlamasının psikolojik etkileri hakkında açıklamalarda bulundu.

Benlik değerini başarı ya da güce bağlayan bireylerde depresyon ve anksiyete riski daha yüksek!

Psikoloji perspektifinden ‘performatif erkeklik’ teriminin, erkeğin kendilik değerini içsel ihtiyaçlarından çok, dışarıdan onay alan davranışlar üzerinden kurması olarak tanımlandığını aktaran Klinik Psikolog Cumali Aydın, “Yani ‘nasıl hissettiği’ değil, ‘nasıl göründüğü’ önemlidir. Güçlü görünmek, başarılı olmak, kontrol sahibi olmak ve duygusal olarak etkilenmiyor izlenimi vermek, bu performansın temel parçalarıdır.” dedi.

Klinik pratikte bu kavramla örtüşen bazı tekrar eden örüntülerle sıkça karşılaşıldığını ifade eden Aydın, “Duygularını tanımlamakta zorlanan, yardım istemeyi zayıflık olarak gören, ilişkilerde hep ‘veren’ ama aslında duygusal olarak mesafeli kalan erkekler… Bu kişiler çoğu zaman terapiye ‘kaygım var’ ya da ‘öfke patlamaları yaşıyorum’ diye gelir. Ancak sürecin ilerleyen aşamalarında altta yoğun bir değersizlik ve yetersizlik duygusu ortaya çıkar. Bu tablo, psikolojide ‘koşullu benlik değeri’ kavramıyla örtüşür. Araştırmalar, benlik değerini yalnızca başarıya ya da güce bağlayan bireylerde depresyon ve anksiyete riskinin daha yüksek olduğunu gösteriyor.” şeklinde konuştu. 

Duygu bastırmanın psikolojik maliyeti yüksek!

Toplumsal mesajların erkeklere çok erken yaşlardan itibaren ‘güçlüysen varsın’ öğretisinde bulunduğuna dikkat çeken Klinik Psikolog Cumali Aydın, “Erkek çocuk ağladığında ‘erkek adam ağlamaz’ denir. Korktuğunda ‘abartma’ diye uyarılır; başarısız olduğunda ise değeri sorgulanır.” dedi.

Böylece çocuğun, duygularını değil; sonuçlarını göstermesi gerektiğini öğrendiğini dile getiren Aydın, “Bu süreçte kendilik algısı doğal olarak performansa dönüşür. Erkek, ‘Ben kimim?’ sorusunu ‘Ne kadar başarılıyım?’, ‘Ne kadar dayanıklıyım?’, ‘Ne kadar kontrol sahibiyim?’ sorularıyla yanıtlamaya başlar. Bunun bedeli ise duygusal bastırmadır. En sık bastırılan duygular korku, üzüntü, kırılganlık ve ihtiyaç hissetmedir. Oysa duygu bastırmanın psikolojik maliyeti yüksektir. Araştırmalar, bastırılan duyguların zamanla somatik şikâyetler, öfke patlamaları ve ilişki sorunları olarak geri döndüğünü gösteriyor.” açıklamasını yaptı. 

Sürekli güçlü görünme ihtiyacı, yetersiz ya da değersiz hissetmesiyle ilişkili!

Sürekli güçlü görünme ihtiyacının, çoğu zaman gerçek bir gücün değil; kırılgan bir benlik algısının göstergesi olduğunu kaydeden Klinik Psikolog Cumali Aydın şunları söyledi:

“Psikodinamik açıdan bakıldığında bu durum, kişinin içsel olarak kendini yetersiz ya da değersiz hissetmesiyle ilişkilidir. Güç ve kontrol, bu duygulara karşı geliştirilen bir savunma mekanizmasıdır. Klinikte sıkça şu tabloyu görürüz; dışarıdan çok başarılı, yönetici pozisyonda, herkesin ‘güçlü’ dediği bir erkek, ancak iç dünyasında yoğun bir kaybetme korkusu yaşar. Kontrolü kaybettiği anlarda kaygı artar, ilişkilerde tahammülsüzlük başlar. Bu durum, psikolojide telafi edici savunmalar olarak adlandırılır. Kişi, içsel eksiklik hissini dışsal güçle kapatmaya çalışır. Ancak bu sürdürülebilir değildir; çünkü performans düştüğünde benlik değeri de çöker.”

Güvenli bağlanma olmadığında çocuklar kendilik değerini performansla telafi etmeye daha yatkın!

Performatif erkeklik inşasının çoğunlukla erken çocuklukta, özellikle 4–6 yaş arasında şekillenmeye başladığına vurgu yapan Klinik Psikolog Cumali Aydın, “Bu dönem, çocuğun ‘ben kimim’ sorusunu çevresel geri bildirimlerle yanıtladığı kritik bir evredir.” dedi.

Çocuk, duygularını ifade ettiğinde eleştiriliyor, başarı gösterdiğinde ise takdir ediliyorsa, ‘sevilmek için başarmalıyım’ öğretisinin gerçekleştiğini aktaran Aydın, “Ergenlik döneminde bu yapı daha da pekişir. Akran gruplarında güç, rekabet ve dayanıklılık ön plana çıkar. Özellikle duygusal olarak mesafeli, başarı odaklı ya da otoriter baba figürü olan ailelerde performatif kimlik daha güçlü şekilde gelişir. Bağlanma kuramı çalışmaları, güvenli bağlanmanın olmadığı ortamlarda çocukların kendilik değerini performansla telafi etmeye daha yatkın olduğunu gösteriyor.” ifadelerini kullandı.

Duygusal esnekliği yüksek erkeklerin ruh sağlığı da ilişkisel doyumu da daha yüksek!

Sağlıklı erkeklik kavramının, güçle değil esneklikle tanımlanması gerektiğine işaret eden Klinik Psikolog Cumali Aydın, “Duygularını inkâr etmeyen, ihtiyaç duyduğunda yardım isteyebilen, sınır koyabilen ama aynı zamanda yakınlık kurabilen bir erkeklik…” dedi.

Aydın, bu tanımın içinde olması gerekenleri şöyle sıraladı:

“Duygusal farkındalık ve ifade becerisi, gücün yanında kırılganlığa da alan açabilme, başarı kadar başarısızlığı da tolere edebilme ve kontrol yerine ilişki kurabilme becerisi. Araştırmalar, duygusal esnekliği yüksek erkeklerin hem ruh sağlığının hem de ilişkisel doyumunun daha yüksek olduğunu gösteriyor.” 

Erkeklik, sürekli kanıtlanması gereken bir şey değil!

Ailelerin en önemli sorumluluğunun, erkek çocuklara duyguların cinsiyeti olmadığını öğretmek olduğunun altını çizen Klinik Psikolog Cumali Aydın, “Ağlamak, korkmak, üzülmek zayıflık değil, insan olmanın parçasıdır. Çocuğun yalnızca başarıları değil, çabası ve duygusal deneyimi de görülmelidir.” dedi.

‘Kazandığın için aferin’ yerine ‘zorlandığını gördüm ama vazgeçmedin’ demenin, performans yerine süreç odaklı bir benlik algısı geliştirdiğini ifade eden Aydın, sözlerini şöyle tamamladı:

“Baba figürünün duygusal varlığı burada kritik önemdedir. Baba, yalnızca otorite değil; duygusal model de olmalıdır.

Erkekliğini bir performans gibi yaşadığını fark eden bir erkeğe şunu söylemek isterim: ‘Bu fark ediş, bir sorun değil; bir başlangıç.’ Bugüne kadar güçlü görünerek hayatta kalmayı öğrenmiş olabilirsiniz. Bu, bir beceridir. Ancak artık yalnızca güçlü değil, gerçek olmayı da öğrenebilirsiniz. Duygularınızı bastırmadan yaşamak sizi zayıflatmaz; aksine daha bütün bir insan yapar. Ve şunu bilmek önemli; erkekliğiniz, sürekli kanıtlanması gereken bir şey değil. Olduğunuz halinizle de değerli olabilirsiniz.”

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

YORUM YAZ